Yazan / Çizen : Admin Panpa 10 Mayıs 2014

manyaklık baki, çocukken, örümcekleri şişeye koyar, akrebi yakalayıp, çocukken yapılan deneyler, çocukluk, deli çocuk, kelebek yakalardım, sineklere ip bağlayıp, örümcekleri dövüştürüp, merak,
Nan arkadaş bende zannederdim ki çocukken benim yediğim her naneyi, yaptığım her bi zamazingoyu her çocuk yapmıştır. Nerdeee... Hazır bu günlerde muhabbet ortamında bu konular açılmışken bende blogda yazayım yahu bunu dedim. Çocukken ne kadar kafadan kontak bi dingil olduğumu daha iyi idrak edip akabinde idrar olarak dökebilmeniz için şimdi konuya kurbağalama dalıyorum hacılar.

Öncelikle benim soğan cücüğü beynimle o minik yaşlarda yaptığım, einsteinin bacısı; neynşınıl coyrafik'in kurucusunun halası modundaki deneylerimi yapanın tek ben olduğunu zannetmediğimden içim hep rahattı açıkçası. Peki ne gibi at bokları yedim bu zamana kadar; şöyleki:

1) Bir kelebeği yakalardım, aşırı beceriksiz, sarı kafalı, parlak kıçlı, nazi tipli küçük bi velet olduğumdan bunu da çoğu zaman beceremez elime aldığım süpürgeyle kelebeğe ztank diye koyar (ama öldürmeden; gözünü sevdiğimin hassas kuvvet ayarı) sonra yakaladığım bu kelebekle karınca yuvasının yanına gelirdim. Kelebeği karınca yuvasının yanına bi güzel koyar, kaçmasın diye kanatlarının üzerine minik taşlar koyduktan sonra acaba ne olacak diye malak gibi izlemeye koyulurdum. Önce 1-2 karınca yuvadan çıkıp antenlerini biraz sallar, kıçlarını birbirine tokuşturarak sevinç naraları atar; akabinde yuvada ne kadar baldızı, görümcesi, dayısı, anası, babası varsa alayını ziyafete çağırırdı (kaynanalar hariç sanırım). Kelebeğin kanatlarını kemirerek bedeninden ayırır, sonra da ortada kalan gövdeyi zorlayarak yuvalarına çekmekle uğraşırlardı. Nan arkadaş yazarken bi garip oldum; ne ipne çocukmuşum ben ufakkene, ufakken harbi çok ufakmışım (beynimle beraber). Sanki bilimsel bi deney kanıtlayacağım babasını satayım.

2) Karınca yuvasına su dökersem acaba ne olur? diye düşünüp elime aldığım meştebeyle karınca yuvasına suyu boca ederdim (bi çocuk neden durduk yere bunu düşünür babasını satayım). Hiç üşenmeden dakikalarca bekler, bacaklarım kilitlenene kadar zıçar pozisyonda o yuvanın başında dururdum öyle. Karıncalar yuvadan çıkmaya başladıkça, "ahanda çıkıyolar, boğulanlar oldu mu acaba?" diye düşünürdüm. (Hoş genelde boğulmayanları da 1-2 test daha yapacağım derken boğardım. Fakat öyle garip bi dengesizlik var ki ortada, yağmur damlalarından dolayı boğulan karıncaları, böcekleri falan görünce onları kurtarıp kuru biyere koyan ben, zaman zaman böyle sapıtıp manyakça şeyler yapabiliyodum. Nedeniii, bilmem...)

3) Bilirsiniz köylerde büyükbaş hayvanların (bende dahil) kanını emen koca dötlü sinekler olur. Yemiş yemiş zıçmamış türden sinekler. Yemedik şey bırakmayıp dolabın ırzına şeyetmiş obez adam türünden sinekler; ki köyde onlara Vindo diyolar. Neyse efem olay şu, 7-8 yaşlarımdayım, bi gün merak ettim, daha doğrusu denemek ve görmek istedim. Yakaladığım 3 koca kıçlı sineği itina ile bir ip yardımıyla birbirine bağladım (hassas güç ayarı ister her baba yiğit yapamaz; fazla sıkarsan sineğin dötü çıkar; kakası çüküsü herşeyi eline şey olur). Sonra 3 sineği bağladığım bu ipin diğer ucuna acaba kaldırabilirler mi diye merak edip getirdiğim farklı boyutlardaki taşları sırayla bağlayarak; "acaba bu ağırlıkla uçabilirler mi?" sorusuna yanıt aradım. Ki deney olumlu olmuştu efem, kendilerinin yaklaşık 100 katı ağırlığı kanat ve döt birliğiyle taşıyabiliyolardı. Fakat ben bi ara hardcore hayallere kapılıp hayvanlara aşırı büyük bi taş bağlayıp çatıdan aşağı bırakınca tekrar onlardan haber alamadım; sonra bi gören duyan da olmadı vesselam.

4) Kömürlüğün önünde kocaman bi örümcek ağı gördüm. Nah böyle kafam kadar. Örümcek öyle sıkı bi ağ örmüş ki, venezuellalı kadınların koltuk altı kılları neyse örümcek ağıda o işte reyiz. Ağı içeri doğru örmüş ve ortasındaki delik yuvasının içine doğru gidiyodu. Bu sefer başka bişey dank etti bana (durduk yere noluyosa) "acaba içerde ömürcek var mıydı? varsa nasıl bi ömürcek ti? zehirli koca popolu türlerden mi, yoksa camlarda gördüğümüzde "hımmınaaaa" diyip şaplak atıp cama bokunu çıkarttığımız uzuuun bacaklı minik gövdelilerden miydi?" Öğrenmenin tek yolu vardı hacı "dene ve gör". Elime aldığım çubukla toprağı kazmaya başladım, bulduğum solucanı yaprak yardımıyla aldıktan sonra bunun ağının üzerine bıraktım; ki solucan zaten direk yapıştı ağa. Nan arkadaş 1 dakika falan geçti, içinden bi örümcek çıktı, o an merakı falan zittir ettim, az daha donumu dolduruyodum hatta eşantiyon olarak ceplerime bile zıçabilirdim. At kafası gibi bi örümcek çıktığı gibi solucanın üstüne geldi, ısırdı, solucan biraz horon tepti, sonra örümcek bunu tutup yuvasının içine doğru sürüklerken "bırak o elindeki sopayı, çükerim" der gibi bana baktı; ben zaten o ara dötüm dötüm geri çekilmekteydim.

5) Acaba kertenkele kuyruğunu bırakıyo mu? nasıl bırakıyo? harbi mi? tipinde merak uyandıran sorularıma yanıt aramak için sanki nobel ödülü alacakmışım gibi kertenkele peşine düşmüştüm. Yakaladığım kertenkelenin kuyruğuna basıp bırakmasını bekledim; bi bana baktı, bi kuyruğuna baktı "bi kuyruk için bu sarı salağa kalmayak" diyip kuyruğu bıraktı gitti. Merakım gitmiş olsa da sonrasında bu giden abimiz ile ilgili farklı olaylara giriştim. Çünkü manyaklık bakiydi hacılar, başka soru işaretleri vardı kafamda.

6) Admin de durur mu, soru işaretine cevap bulmak adına bi kertenkeleyi öldürüp yatırır yere. Başlar hayvanın dötünü başını kesip içine bakmaya. "Aaa bu kalbi galiba nan" falan diyerek kadavraya giren doktor edalarıyla incelemeye. Nan sanki elime bişey geçti babasını satayım. Ne oldu yani baktm ettim de; olan hayvancağıza oldu, ağzıma mıçayım nan ne şerefsiz çocukmuşum o zamanlar ben.

7) Denize girip yengeç yakalar, yakaladığım yengeci evcil hayvanmış gibi iple bağlardım. Sonra ipin ucu elimde, dötüm kumun üstünde, uzanmışım kumsala şarkısını söylerken diğer yandan da denize girip yüzen yengece mukayet olur, arada bi çekerek kıyıya geri getirir tekrar bırakırdım. Neden? Amaç ne? Ne kazandırdı? Hiçbişi, ne kazandırıcak at kafası...

8) Bu yengeçlere sardığım zamanlar yine, fakat farklı fantaziler içindeyim o aralar. O fantezi ise şu "evde yengeç beslemek". Önce itina ile 8-10 adet yengeç bi kaba konup anneden gizli eve götürülür. İçi deniz suyu doldurulan leğene yengeçler bırakılır, izlenir, beslemek adına uğraşılırdı (hiç üşenmeden o kadar yol teper kaplara denizden su doldururdum hacı; ne biçim çocukmuşum harbi, benim gibi evladım olsa başını elimi temizlemeden okşamazdım şerefsizim). Özellikle kermit yengeçleri favorimdi, zıçan adam pozisyonunda saatlerce izlerdim onları. Garip bir tür kermit yengeci, boş bi kabuğu beğendiği zaman çıkıp yeni kabuğa giriyo falan. Tabi bu kadar fantezinin sonu umulduğu gibi bitmedi. Neticede deniz canlısı içinde tuz oranı değişen ve oksijen tükenen bi suda yaşayamazdı ölürlerdi. Fakat bu olmadı, daha da beteri oldu. İzah edeyim reyiz:

Yengeçleri leğene koyduktan sonra annem görüp vıdı vıdı etmesin diye leğeni yatağın altına saklamıştım. Sabah bi kalktım, kikirik, kukirik sesler geliyo; ahan dedim bi terslik var. Kafamı az aşağı eğdim bi baktım halının üzerinde yengeçler çift kale maç yapıyolar. Biri orda, biri burda, biri şurda, her yerdeler; geziyolar. Tabi bok yoluna gitti niyazi durumlarıda olmadı değil, ölenler falan. Annem görürse ağzımı logar olarak kullanır korkusuyla bi hışımla kalkıp yengeçleri toplamaya çalıştım; onlar ise inatla halıya tutundular. Neticede bi çoğunu altında dere bulunan bahçeye atmak zorunda kaldım. Ölü olanlar üzerinde de biraz inceleme yapmadım desem yalan olur hani.

9)  Babaannem inekle öküzü çiftleştiricekti, benim yaş 12-13 falan. Bakma evladım sen buraya dön arkanı dedi; ki ben ne olacak, mevzuat nedir, neden arkamı dönüyorum diye düşünmekteydim. Çünkü o yaşlarda eğer normal bi çocuksanız ve ailenizde tecavüzcü coşkun benzeri biri yaşamıyosa çükün sadece işemeye yaradığını zannedersiniz. Formül basittir, pipi = çiş. Neyse, ben arkamı döndüm, kütür kütür sesler gelmeye başladı (totoşluk yapmayın nan, hayvanların toynaklarından geliyo ses, gaza gelen öküzün toynakları yerdeki taşlara falan çarpıyodu). Enteresan bi merak uyandı, büyük boyutta, ama nası büyük, küçük kahvehane taburesine jenniferın poposu sığar mı? ahanda öyle büyük bi merak. Arkamı dönüp çaktırmadan bakayım dedim ki, gördüğüm görüntü karşısında akli dengemi yitirmediğime hala şaşıyorum.
Hayvan kadar öküz, ki kendisi zaten hayvandır efem. İneğin üzerine tırmanmış, dil papuç gibi dışarda. Nasıl heyecanlı, bi o kadar da mutlu şerefsiz. Fakat ben hala ne oluyo diye bakınıyom. Sonra öküzün pörtlemeye başlayan gözleri beni şoke etti, korktum babasını satayım çocuğum sonuçta, zaten kocaman gözü var, büyüyünce feci bişey oldu. Nan arkadaş bu nedir diye düşünürken ineğin vurdumduymaz tavrı, dışarıdaki dili ve "nokya konnekting pipıl" cümlesinin hayvanlar için olan kısmı gözüme çarptı. Tiksinmeyle karışık bi şok içinde ve araştırmam gereken bissürü şeyle evin yolunu tuttum.

10) Az kalsın unutuyodum, bide yakaladığım korkunç örümcekleri büyük boş şişelerin içine koyup onlarla dövüştürmek için canlı arayışına girer, mahalledeki çimenlerde yuvarlanır dururdum. Genelde çekirgeler birden zıplamaya çalışır ve bacakları kopup elimde kalırdı. Zaten napayım çekirgeyi dimi, benim derdim akrep. Örümcekle dövüştürebileyim diye ya güçlü bi örümcek daha yada akrep falan arardım; ki bulurdum da babasını satayım. Sonra akreple örümceği aynı şişeye sokup ortam kızışsın da kavga etsinler diye pet şişeyi sallar dururdum. En sonunda birisi "bacıma laf atmışsın" diyip kavgayı başlatırdı, o arada bende elimdeki leblebi tozunu boğularak yerken müsabakayı izlerdim.

Meğer çocukken böyle şeyleri yapan pekte insan yokmuş ya, harbiden hayret verici. Kesin bende bi bozukluk var, ya beni tam yapamamışlar, yada annem bana hamileyken uzun süre amuda kalkarak uyumuş. Sanırım şimdi manyaklığımın altında yatanları daha iyi anlamış oldunuz; ben ve 3 numaraya vurdurduğum sarı nazi kafamın selamı var efem; görüşmek üzere.

YAZILARIN TELİF HAKKI ABDULLAH KARA'YA AİTTİR.ÇALINMASI VE KOPYALANMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNUNUN 81.MADDESİ İTİBARİYLE YASAKTIR !

21 Yorum - UYARILAR: Link içeren yorumlar yayınlanmayacaktır!

  1. çocuk değil, anarşist mubarek.

    YanıtlaSil
  2. Sineği alıp iple parmagıma baglayıp gezerdin felan ama bunlar cok fazla geldi :D

    Dogru mu okudum diye tekrar tekrar baktım. Canisin sen cani :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok yahu şimdi böyle değilim, bunlar o zamanlarda kaldı :))

      Sil
  3. Yalnız değilmişsinnnn :)
    ben at çiftleşmesini görmüştüm.
    kelebekte de tırtıl yakalamıştım
    kavanoza koyup dut yaprağıyla besliyodum.
    o zamanlar pokemon revaçta tabi.
    caterpie oldu metapod. aynısı yaa tıpkısının aynısı derken 1 hafta oldu çıktı kelebek. Bembeyaz bişey. Ben mabvi bekliyodum gerçi :D
    karıncalar konusunda da ben hep peynir sokardım yuvalarına aç kıalmasınlar diye, yemeyeni de peynire sokardım valla. Öyle de iyi insanım yani :D
    Örümceklere bayılırım ben bu arada. Bi keresinde tarantula beslemiştim de annem terlikle öldürmüştü hayvanı.
    ay durr yaa ben de bol hayvanlı bi tane yazıcam :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O tırtıl besleme olayını bende yaptım :D Aynı pokemon fantazisi :)) Caterpie

      Sil
    2. hahaha :)
      manyaklik bakiiii hihi

      Sil
  4. Sevgili Admin senin çocukluğun normal ötesiymiş. Benim de amcamın oğlu senin gibiydi. Bir keresinde düğünümüz var, kadınlar toplanmış evde bir güzel oynuyorlar. Birden herhes çığlık çığlığa bağırmaya başladı. Meğer bizim kuzen evin ortasına topladığı kurbağaları salıvermiş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hehehe :) Evet o da benden sanırım :)

      Sil
  5. Anammmmm sen nasil bir minik canavarmissin, nasil bir ic dunyan varmis senin. Valla ben "psycho"gordum ama senin gibisini ne duydum ne de gordum. Tek dilegim hepsinin gecmiste kalmis olmasi ve senin artik hicbir canliya zarar vermedigin. Sevgiyle yasa sevgili Admin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onlar tabi çocuklukta kaldı :) Şimdi tam aksine hayvan delisiyim :) Herhalde kendi evim olsa içinde mutlaka köpeğim, kedim falan olurdu. Şuan akvaryumla idare ediyorum =)

      Sil
  6. sayfanı yenı keşfettim ve bayıldım ama bu yazıyı ayrı bi sevdim sanki. Bence sandığın kadar yanlız değilsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunları duyduğuma sevindim =)
      Teşekkürler.

      Sil
  7. Bende ablamı cani sanardım :D
    Daha fenası da varmış :))
    Öküzü gördüğünde korkman onu anlatışın çok güldüm ya :))
    Çok küçük çocuk görmemişsin sen babam okulda ezilmeyeyim diye beni erkenden alırdı bit kadar bişeydim :))
    Ne kadar canice olsada sevdim bu yazını da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma bu yazıyı yazarken aslında ben bile kendimden soğudum :D

      Sil
  8. Yanlış meslek seçmişsin bu durumda, Böcek Bilimci neyin olmalıymışsın. Muhtemelen fazla merakla ilgili atasözlerini ya hiç duymamışsın, ya da çok geç... İyi ki de duymamışsın, ki bize de gece gece gülmelik, ürpermelik, iç kalkmalık malzeme çıkmış. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O atasözünü duydum da üstüme alınmadım :D

      Sil
  9. Yanıtlar
    1. Yaaani, diyen demiş, bana mı demiş sanki =))

      Sil
  10. Hof Allahcıım, şiştim. Karnım, yanaklarım ağrıdı gülmekten... :)

    YanıtlaSil

Youtube'de Abone Ol, Yeni Videolardan Haberdar Ol :)

ÜYE OL | Takipte Kal !

Rastgele Yayınlar

Tüm Makale ve Çizimlerin telif hakları Abdullah KARA'ya aittir !. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Yaz Bakalım :)

Ad

E-posta *

Mesaj *

KAYIT OL | Yeni Yayınlardan, Karikatürlerden ve Hediye Çizim Etkinliklerinden Maille Haber Al !

Copyright © 2013 Admin Panpa / Mizah - Metrominimalist - Powered by Blogger - Desiger J.Djogan - Editleyen Özel Çizim - © Telif Hakları