Yazan / Çizen : Admin Panpa 13 Şubat 2015

onu bekliyorum, sevgiliyi beklemek, beni bul aşk, sevmek sevilmek, aşkı bekliyorum, yalnızlık, 14 Şubat, sevgililer günü, doğru kişiyi beklemek, şansım yok aşktan yana, umut kırıntıları,
Aslında herkesin beklediği bir "O" vardır, canım çok sıkkın bu akşam, bunun için zirilyonlarca sebep sayabilirim; ki saymam dile getirip rahatlamamdan başka bi katkıda bulunmazken diğer yandan da tüm akşam lokum yiyip kabız olan adam hissiyatı veriyo genelde.
Zaten tadı tuzu olmayan hayatıma diyette olmama rağmen kendim şeker atmaya çalışıyorum ben, içim buruk her zaman aslında ama Joker gibi sırıtıyorum güçsüz görünmemek için, erkek adam ağlamaz lafını söyleyeni bulsam ağzına beyzbol sopasıyla vururum o derece. Tamam ağlamıyorum da, ağlayasım var arkadaş niye bize böyle etiket yapıştırıyosunuz, sonra halk bunu bi benimsiyo benim gibi duygusallar salak konumuna düşüyo maço severler ülkesinde.

Hani deniyosun, istiyosun, uğraşıyosun yine de o kişi seni bulamıyo yada sen bulamıyosun ya, hani yediğin darbelerden dolayı ilişki yaşamaya korkar hale geliyosun da karşına gelen ilk kişiye kendini teslim ediyosun da, o senin zaten yıpranmış olan güveninin, yeşermekte olan sevgi tomurcuklarının üzerine bol asitli kedi çişi yapıyo ya kokusu en çıkmayanından, işte o zaman neler geçiyo insanın aklından, ne yangınlar yanıyo içinde fakat itfaiyeyi bırak tusunami çıksa söndüremez o içerdeki yangını.

Öküz, odun gibi isimler takılır genelde erkeklere, belki karşı cinsin yaşadıklarından, belki özentiden, belki makarasına, belki de feminizmin verdiği o gazla, bilemem neden, kaplumbağa deden... Maço seven kızlar derneğinin her gün yeni üyesi olurken televizyonda eşini döven adam haberleri görmemiz abeste iştikal midir? Seçimlerinden dolayı başı yananların aslında bize öküz demeye hakkı yoktur, çünkü psikoloji dersindeki "şeker tatlıdır, bende tatlıyım, o halde bende şekerim" önermesi mantığıyla yola çıkarsak o halde biz erkeklerde karşı cins için öküz, odun vb söylemlerde bulunabiliriz, zira öküzlük te odunluk da cinsiyete bakmıyo. Fakat tüm erkeklere öküz etiketi yapıştırılması benim gibi duygusal ve ince düşünen salakların var olduğu gerçeğini değiştirmez. Salakların diyorum çünkü benim gibiler karşı cinse göre tamamen tırttır. Ülke nüfusunun %99unun müslüman olup çocuk pornosunda birinci olması gibi, yine ülke nüfusunun %99unun duygusal, sevdiği üzülmesin diye 40 takla atıp onu hayatının merkezi yapan tiplere bakmayıp sonra hüsrana uğraması abes midir? SEÇİMLER hayatımızı ya güzel yapar, yada Hades'in yaşlı poposuna çevirir.

Mutsuz ailenin mutsuz çocuğu olarak büyüdüm ben, izahı olmayan şeyin mizahı olduğu gibi, aynı zamanda benim lanet hüzünlerimi de sadece mizahla bastırabiliyorum. Kaosun kol gezdiği ailede frodo gibi dağ tepe saklanmaya, kulaklık takıp müzik dinlemeye çalışarak geçirdim çoğu günümü, yıllarımı babamla annem arasındaki kavgalara şahit olarak, babamın annemi, çok azda olsa anneminde babamı bitirmesini en ön koltuktan izledim. Öldürmeyen şey güçlendirir demişler ya, beni güçlendir mi güçlendirmedi mi bilmiyorum. Çünkü çocukluğumdan beri "ben babam gibi olmayacağım, sevdiğimi üzmeyeceğim, mutlu edeceğim" diyerek büyüdüm. Gel gör ki bunun bana yararından çok zararı oldu sanırım; çünkü bizim ülkemizde her şey anormal olduğu gibi sevgilerde bi anormal artık, sevilmek istiyosan karşıdakine hitler gibi davranacaksın sistemiyle işliyo artık ilişkiler, fakat ben bunu yapamam, yapamıyorum. Her ne kadar bana giren çıkandan dolayı sinirlenip "bundan sonra şöyle böyle olcam" desemde, biliyorum ki mal aynı mal ve parçalarının değiştirilme özelliği yok bozulunca komple atmak gerekiyo.

Şimdi bazılarınızın "acitasyon yapma lan" dediğini duyar gibiyim, tüm içten dileklerinle diyebilirim ki "FUCK YOU". Çünkü düşüncelerimi yazmadığım sürece bunlar içimde yer edecek, ne bunları konuşup dertleşebileceğim bir arkadaşım, ne omzunu başına koyabileceğim bir sevdiğim, ne beni dinleyebilecek tipte anne babam, nede içimi yaşama sevinci dolduran bişey var şuan benim için. Neden anlamıyorum ama benim için dünyadaki en önemli şey aşk, sevgi sanırım. Yani bende isterdim para, iş falan önce gelsin, fakat yok, ben nedense sevgiyle çalışan tiplerdenim. Sevgiyi bulduğumda hayata öyle bi sarılıyorum ki kendim ve karşımdaki için, taşı sıksam suyu çıkarır kıvama geliyorum, fakat kaybettiğimde... işte o zaman yılbaşı kutlamalarında taksimdeki kalabalığın arasında yürüyemeyen, çaresiz insan moduna giriyorum. Biliyorum bu çok yanlış bişey, yani hayatı sevdiğin olduğunda canlı yaşayıp olmadığında koyvermek olmaz, fakat bunu bana değil, beni böyle dizayn edip piyasaya süren yaratıcıya söyleyin lütfen...

Şıpsevdi olmadım, olamadım, arı maya gibi bal toplayıp takılan conconlar yerine kendimi her zaman seveceğim, ilerde birbirimizin olacağımız kişiye sakladım (ki bu gidişle öyle biri olmayacak gibi), fakat gördüklerim öyle yan köşeye yatırıyo ki beni, işler güçlerde gaza gelip "Orrrosssbu çocuğu olalımmmmm" diyen Ahmet Kural moduna giriyorum. Bu dünyada gerçekten iyiler sadece filmlerde kazanıyo, sadece filmlerde iyi adamlar kızı kucaklıyo, sadece filmlerde iyiler savaşı kazanıyo, sadece filmlerde...

Elbet benim gibi yeni model arızaları da sevecek yüreğini açacak biri çıkacak diye umut etsem de, azda olsa yaşadığım maceralar umudumu tırnak gibi törpülüyo be... Fakat her ne kadar törpülenmiş olsa da ben bi gün bana gelecek, beni "GERÇEKTEN" sevecek olan O'nu bekliyor olacağım. O kim bilmem, fakat ilerde bileceğim diye yarı hayaller kuruyorum yinede...

Beni üzmemek için benim onu kırmamak için çırpındığım gibi çırpınan
Benimle aynı heyecana sahip olup benimle zaman geçirmek için benden laf beklemeyen
Başını omzuma alıp denizi izleyebileceğim
Güvende hissettirip asla laf ettirmeyeceğim
Bana destek olup her zaman yanımda olacak olan
Otumuza bokumuza kulp bulmayıp yan yana barikat gibi duracağım
Hayata karşı orta parmak yapıp savaş ilan edeceğimiz
İlişkilerin çocuk oyuncağı olmadığının farkında olup sevgisinde samimi olan
Beraber gülüp beraber ağlayacağımız
Onu güldürmek için türlü taklalar atıp şebek damgası yemeyeceğim
Uğraşlarında, hobilerinde, eğitiminde, zor günlerinde yanında olup yanımda olmasını bekleyeceğim
Bırakmak istemezcesine sarılıp saçını, tenini koklayabileceğim
Kollarımda hayat bulabilecek, gözlerinde sevgimi yeşertebileceğim
Ön yargıları yada ergen tripleri yerine olgun davranıp beni kendisine bağlayacak
O yemek yaparken benim ona Türk kahvesi yapacağım
Beraber spor yapıp beraber yapılmamış, yeni olan her şeyi yapacağım
Mutlu ettiğimde, değer verdiğimde havalara girmek yerine elimi daha sıkı tutacak
Oturup beraber oyun oynayıp kahkaha atıp eğlenebileceğim
Bulaşıkları yıkarken burnuna köpük sürüp takılacağım
Mutlu olmayı ummak yerine mutluluğu yakalamanın elimizde olduğunun farkında olan
Felaket senaryoları yazıp can sıkmaktansa anı yaşayıp sevgimizle mutlu olabilen
Sevdiğine bi şey diyeceği zaman "acaba onu kırar mıyım" diye benim gibi 40 kere düşünen
Onun için, sevgimiz için harcanan tüm dakika,saat ve günlerin değerini bilecek
İş sonrası eve geldiğimizde birbirimizle sohbet edip içimizi dökebileceğimiz, zaman zaman evde sarmaş dolaş film izleyip, zaman zaman mezara götürmemek üzere elimizde kalan parayla eğleneceğimiz
Duygusal olduğum için bana laf sokacağına bundan memnun olup, söz konusu o olduğumda kaplan kesileceğimi bilecek
Erkekliğin sadece üreme organı yada masaya elini vurmakla olmadığını bilen
Hamileliğinde ayaklarına masaj yapacağım
Eve yorgun geldiğimde onu görünce yaşama sevincimi bulacağım
Kafasını göğsüme koyup, ben saçlarını okşarken uyuya kalacağımız
Hayatımın son anına kadar binlerce ihtimali iyi kötü beraber geçireceğim
"O" kişi elbet gelecek! Yada öyle biri hiç gelmeyecek ve ben yalnız öleceğim, olay bu kadar basit. Rutinde boka sarıp devam etmekte olan hayatımı Hobbit beklenmedik yolculuk formuna sokacak O kişi elbet beni bulacak, bulmalı, yani öyle olmalı, iyiler bi kere de olsun gerçek dünyada kazanabilmeli...

Yarın sevgililer günü, bu kaçıncı yalnız geçecek sevgililer günü sayısını bile unuttum, benim derdim o aptal gün değil tabi, benim derdim kalbimdeki o rahatsız edici, yaşam enerjimi tüketen, sevgiye aç koca boşluk...
Neyse, içimi dökünce anlıkta olsa rahatladım, yarın yine başlar sancılarım ama olsun...

YAZILARIN TELİF HAKKI ABDULLAH KARA'YA AİTTİR.ÇALINMASI VE KOPYALANMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNUNUN 81.MADDESİ İTİBARİYLE YASAKTIR !

3 Yorum - UYARILAR: Link içeren yorumlar yayınlanmayacaktır!

  1. Bu yazından 6 gün sonra girdim hayatına, senden bi haber.
    Duygularıma ortak, düşüncelerime
    Bir senden daha bulamam bu dünyada
    Hayatına hoşgeldim, çıkmamak üzere...
    Hayatına girdim, çıkmamak üzere

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuzum benim, bende bir senden daha bulamam ki. Umutlarım tükeniyorken çıktın karşıma, şu saatten sonra kapıdan kovsan bacadan girerim bebeğim :)

      Sil
    2. Vay be aynı duyguları bir zamanlar bende yaşamıştım okurken kendimi gördüm yazının sonunda huzunlenip iclendim kii Nursen laz icime su serpti Rabbim birlikteliginize zeval vermesin:)

      Sil

Youtube'de Abone Ol, Yeni Videolardan Haberdar Ol :)

ÜYE OL | Takipte Kal !

Rastgele Yayınlar

Tüm Makale ve Çizimlerin telif hakları Abdullah KARA'ya aittir !. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Yaz Bakalım :)

Ad

E-posta *

Mesaj *

KAYIT OL | Yeni Yayınlardan, Karikatürlerden ve Hediye Çizim Etkinliklerinden Maille Haber Al !

Copyright © 2013 Admin Panpa / Mizah - Metrominimalist - Powered by Blogger - Desiger J.Djogan - Editleyen Özel Çizim - © Telif Hakları