Yazan / Çizen : Admin Panpa 5 Şubat 2015

söylemek var söylemek var, kırmadan konuş, üzmeden söyle, patavatsız insanlar, mal mal şeyler, dobralık değil bu, kilolu muyum, saçım nasıl, yakışmış mı, konuşurken dikkat etmeli,
Dün yeğenimle odamda oturmuş internette gezinip saçma sapan klipler izleyerek içimdeki ağlak veledi susturmaya çalışırken birden aklıma bloguma uzun süredir yazı yazmadığım geldi; ki bunun bir sürü sebebi var, fakat bu lanet olası sebepler mutlu sebepler değil, daha çok mutluymuş gibi göründükten sonra ağzıma zıçmayı ve hayatımın, mutluluğumun ırzına geçmeye neden olan sebepler. Benim filmlerim genelde Charlie Chaplein ile başlayıp Hitler ile biter tarzdadır, başlangıçta "hiçbi ücret ödemeden dil öğreneceksiniz" diyip imzalattığı belgelerle donunuzu poponuzdan alıp "yehooo bunuda ters köşeye yatırdım" diyen satıcılar gibidir benim mutluluk anlarım. Neyse şimdi sittir edelim benim derdimi tasamı çükümü başımı, sanki çoktan fifinizde babasını satayım bende gelmiş anlatıyom, zaten semenderimde akvaryumdan kaçmış onada ayrı bi ayar oldum, taze zıçılmış inek kakası üzerine konan sinek misali süsü oldu bu boktan günümün. Püfff amma uzattım ya la, ben şimdi anlatmak istediğim mevzuya geleyim.

Şimdi insan olarak konuşmak zorundayız di mi? Yani bu hayatımızın bi parçası, dumanla haberleşmeyi yada bi kızı istediğinde kafasına kalasla vurup mağarana götürmeyi falan geçeli çok oldu diye düşünüyorum. O yüzden "söyleme" konusundaki rahatsızlıklarımı dışa vuracak, bu konuda kabız olan benliğime derman olmaya çalışacağım.

İnsanlar bazen sizin söylediklerinizle kendi söylediklerini kıyaslar, fakat aradaki ince detayları yakalayamazlar. Zannediyorum ki buda insanları farklı yapan şeylerden biri, fakat ben bu konuda farklı olan insanları mümkünse çevremde istemiyorum çünkü sabahın köründe ağır işiten kulaklarıyla cüppeli ahmeti açıp kulaklarımın ırzına geçen, ağzıma ekşimsi bi tat veren babamın yaptığı ile aynı tadı veriyo bu tür insanlar. Kimse kimseyi çekmek değil neticede, yolda kalırsanız "alo halat al gel beni çek kanka" demeniz gereken kişi ben olmak zorunda değilim tabiki de, zaten olamam da, benim gibi dallamaların pek dostu olmaz, çünkü çoğu şeyi yutamaz ve konuşuruz, taklit yeteneğini bana vermeyen, bi setup a basıp da bana taklit yada çüke takmama becerilerini yüklemeyen Tanrıma da buradan tesüflerimi iletiyorum, beni izliyosa şuan bu yazdığımı lütfen okusun bidaha böyle bişi yapmasın bizde insanız yani (sanki o bunu bilmiyodu lafa bak)

Konuyu zenci şeysi gibi uzatmayayım da açıkça anlatayım artık, güzel kardeşlerim söylemek vardır birde söylemek vardır. Buna dikkat etmeyen insanlara ayar oluyorum işte tüm mesele bu. Mesela birine kilolu olduğunu söyleme ihtiyacı hissettiyseniz; ki bu bize düşen bi iş değildir, vücuttaki yağ ve ödemlerden sorumlu bakan değilsek eğer, ki böyle bi pozisyon henüz dünya üzerinde yok diye biliyorum. Fakat işte samimiyetiniz olan insanlara, yada size soran insanlara söylersiniz ya hani. Mesela buradan bi örnek vereyim "söyleme" eyleminin detayı ile ilgili:

Şişman birisi iki arkadaşına "sence kilolu muyum?" diye sorar. A ve B cevaplar:
A: Yok yeaaa, bence şişman falan değilsin ama yani şöyle 4-5 kilo falan versen mükemmel olur (oh bea, umarım kırmadan söylemişimdir nan, tutupta dana gibisin ne 4 ü 15 kilo versen anca, at yemiş gibisin diyemezdim ya)
B: Utanmıyosan bide zayıfım de, kilolumuyummuşmuş, kilolusun tabi lan deli, o gıdı o basel o döt ne öyle, bilmesem kış uykusuna yatmak için hazırlık yaptın falan diyeceğim hani. Ne ayak bu kadar yağı napıcan anlamadım yurt dışına vücudunla yağ mı kaçırıcan sen hayırdır?

Burada iki fark var, ikisi de söyledi, fakat biri kırmadan söylemeye çalışırken diğeri brazzersdaki kel adam gibi tuttu boynundan atladı üzerine "çocukları ekrandan uzak tutun" diyerek. Şunu demeyin sakın bana "en azından dobra". Siterler öyle dobralığı, dobra olmakla insanların kalbini kırmak yada patavatsızca mal mal konuşmak aynı şeyler değillerdir.

Asıl sinir bozucu olan ise size bişey sorduğunda sizin kırılmaması için nezaketle cevap verdiğiniz kişinin sizin hakkınızda yada bi sorunuza istinaden aşırı yıkıcı ve zikertici konuşmasıdır. Buna hiç anlam veremem. Sonra da pişkin pişkin şöyle derler "E sende bana söylüyosun". Ulan nöronlarına sinek ilacı sıktığım insanı ben sana "yoo bence kendini o kadar küçük görme gayet iyisin" diyosam senin bana "ne kadar takıntılısın ya, acayip takıntılısın, çok uyuzsun, acayipte gıcıksın, çok nazlısın bebek gibisin, çük gibisin, malak gibisin lan, odin belanı versin ne biçim insansın sen" demen aynı şey midir? Ondan sonra yok efem "sende söylüyosun ameeeaaaağğğğ" ulen söylemek var söylemek var arkadaş ya.

Söylemek ile söylemek arasındaki farkı daha iyi anlatabilmek için yukarıdaki kilo örneği gibi başka örnekler uydurayım şimdi totomdan:

Kız size sorar "sence ojelerimin rengi nasıl ?"
İçinizden aslında "o ne lan isalli kaka rengi gibi cıvık cıvık bi renk ıyyyyy" demek geçer fakat kırmadan nasıl söylerim diye düşündükten sonra "yani, fena değil ama sanki şu tonu daha iyi olurdu" dersin.

"Baksana bu kıyafet bana yakışmış mı?" der bi arkadaşın.
"Zenci kliplerinde kız pazarlayan pembe takım elbiseli pezevenkleri andırıyosun resmen" demek yerine ona nasıl fikir veririm diye düşünüp "bence şunu çıkarıp bunu giysen daha iyi olur" dersin.

Saçım böyle nasıl olmuş? diyen abla, sevgili, anne yada dostuna:
"Saç kesimine baktığımda çocukken çükümü fermuara kaptırdığım günler aklıma geliyo, o nası bi model öyle zıçmışsın saçının içine" diyip karşındakinin üzerine pislemek yerine "güzel ama sanki şöyle olsa daha çok yakışır yüzüne" falan diyebilirsin.

Bakın tekrar söylüyorum hacılar, bunun DOBRA olmakla hiçbi ilgisi yok, dobralık böyle bişey değil. Bu insanları kırmak yada kırmamak, morallerinin içine etmek yada etmemek, birini mutlu etmek yada etmemek arasındaki ince bi çizgi sadece, pardon ne incesi nan, kalın kapkalıııııın at kafası kadar bi çizgi resmen. Lütfen şu sevgi koyduğmun çizgisini görmemezlik gelmeyin, çevrenizdeki insanları kurtarın ellerinden tutun, isal olmuş ağızlarınızla insanların üzerine zıçmayı kesin.

Neyse düşüncelerimi biraz sıkıntılı da olsa anlatabildiğimi düşünüyorum çünkü bugün bende sıkıntılıyım, çük gürültülü sağanak yağışlı aşırı moralsiz ve çöküntüyle dolu bi gündü benim için. Siz hep mutlu olun, olmaya çalışın, bana bakmayın, benim gibi adamların mutlu olması zordur, olsa da uzun sürmez, sanki Tanrı benim için "dondurmayı tamamen yemesin, bi kere yalasın sonra elinden alın ipnenin" demiş gibi babasını satayım. Hadi iyi akşamlar sizlere, öpüldünüz, sımsıkı sarıldım iyi yada iyi olmaya çalışan insanlara. Adios amigos çitos panços çerezos, baba kaçar...

YAZILARIN TELİF HAKKI ABDULLAH KARA'YA AİTTİR.ÇALINMASI VE KOPYALANMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNUNUN 81.MADDESİ İTİBARİYLE YASAKTIR !

7 Yorum - UYARILAR: Link içeren yorumlar yayınlanmayacaktır!

  1. insanlar özellik son zamanlarda dobra olmakla patavatsız olmayı birbirine karıştırıyor. dobra olmak gerçekçi olmaktır insanları kırmak değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dobra olmak açık açık çekinmeden konuşmak, fakat bizimkiler bunu patavatsızlıkla karıştırıyolar oldukça...

      Sil
  2. Üzülme arkadaşım anlaşılan yukarıda verdiğin örneklere benzer bir hödüklükle karşılaşmışsın, elbette söylemek var, söylemek var, örneklerle verdiğin gibi aynı şeyi çok daha dolaylı yoldan, karşındakini kırmadan, kibarca, nazikçe söyleyebiliriz. Söylemeyenleri de kafana takma...'öküz' de gitsin:)
    kal sağlıcakla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet üstelik hödüklük cinsiyet ayrımı da yapmıyo, hep erkekler hödük zannediliyo ama çok bayan hödük var :) Şişman falan değilim tam aksine bildiğin gibi fitness eğitmeniyim, ama örnek vermek için bir şeyler uydurdum işte :)))
      Nazikçe söylemekle işi yok bu tiplerin, bunu dobralık sanıyolar öküzler...

      Sil
  3. Şahanesin, benim de hassas olduğum bir konu bu, "ama napıyım, ben de böyleyim işte, içimden geldiği gibi söylüyorum, yalan mı söyleseydim!" derler ya bir de sanki çok güzel bir şey yapıyorlarmış gibi, oy oy oy gerisini sen tamamla artık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanları anlamak cidden güç...

      Sil

Youtube'de Abone Ol, Yeni Videolardan Haberdar Ol :)

ÜYE OL | Takipte Kal !

Rastgele Yayınlar

Tüm Makale ve Çizimlerin telif hakları Abdullah KARA'ya aittir !. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Yaz Bakalım :)

Ad

E-posta *

Mesaj *

KAYIT OL | Yeni Yayınlardan, Karikatürlerden ve Hediye Çizim Etkinliklerinden Maille Haber Al !

Copyright © 2013 Admin Panpa / Mizah - Metrominimalist - Powered by Blogger - Desiger J.Djogan - Editleyen Özel Çizim - © Telif Hakları